31/8/2007 - Mutluluğun sırrı
Mutluluğun Sırrı
Ailesi ve kendisini seven hiç kimsesi olmayan bir yetim kızla ilgili çok güzel bir masal vardır. Kendini çok ama çok üzgün ve yalnız hissettiği bir gün, çayırda yürürken, bir çalıya küçük bir kelebeğin takıldığını görür. Kendini kurtarmak için çabaladıkça, dikenler onun narin bedenini daha çok hırpalar. Küçük yetim kız dikkatle kelebeği kurtarır. Uçup gitmek yerine, kelebek güzel bir periye dönüşür. Kız gözlerine inanamaz.
Peri, kıza, "Senin eşsiz iyi kalpli davranışın için, sana bir dilek dileme hakkı veriyorum."der.
Kız bir an düşünür, sonra "Mutlu olmak istiyorum." der.
Peri "Peki" der, ona doğru eğilir ve kulağına fısıldar. Sonra da ortadan kaybolur.
Kız büyüdüğü sürece, ondan daha mutlu kimse yoktur. Herkes ona mutluluğunun sırrını sorar. O ise gülümser ve "Sırrım, küçük bir kızken iyi kalpli bir periyi dinlemiş olmamdır."der.
Yaşlanıp, ölüm döşeğine düştüğünde, komşuları etrafına toplanırlar. Sırrının da onunla birlikte yitip gitmesinden korkmaktadırlar. "Lütfen bize söyle" diye yalvarırlar. "İyi peri sana ne dedi?"
Sevimli yaşlı kadın gülümser ve "Bana şöyle söyledi"
der:"ne kadar güvende, ne kadar yaşlı ya da genç, zengin ya da fakir olursa olsun herkesin sana ihtiyacı var"
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/4/2007 - http://www.kackisiyiz.com/
|
KİŞİYİZ!!!
SİTEMİZE GİREN HER BİR KİŞİ , BAZILARINA NE KADAR GÜÇLÜ OLDUĞUMUZU GÖSTERECEKTİR!!!
HEDEFİMİZ BÜYÜK ATATÜRK'ÜN
KURDUĞU TÜRKİYE
CUMHURİYETİ'Nİ , LAİK ,
DEMOKRATİK VE SOSYAL BİR HUKUK
DEVLETİ ÇİZGİSİNDE
TUTMAKTIR!!!
ATATÜRK'ÜN BURSA NUTKU'NU OKUMAYANLAR
MUTLAKA OKUMALI ,OKUYANLAR DA OKUMAYANLARA
MUTLAKA OKUTMALI!!!
| http://www.kackisiyiz.com/
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/4/2007 - AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR

AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR
Uzun zaman önce dünya oluşmamışken, insanlar dünyaya ayak basmamışken iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolaşıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamanınkinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken SAFLIK ortaya bir fikir atmış ”Neden saklambaç oynamıyoruz.?” Ve hepsi bu fikri beğenmiş. Hemen ÇILGINLIK bağırmış. “Ben ebe olmak ve saymak istiyorum.” Başka hiç kimse ÇILGINLIK’I arayacak kadar çıldırmadığı için hemen kabul etmişler. ÇILGINLIK bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış. “ Bir iki üç” ÇILGINLIK saydıkça iyi huylar ve kötü huylar saklanacak yer aramışlar. ŞEFKAT ayın boynuzuna asılmış. İHANET çöp yığınının içine girmiş. SEVGİ bulutların arasına kıvrılmış. YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş, ama yalan söylemiş. Çünkü gölün dibine saklanmış. TUTKU dünyanın merkezine gitmiş. PARA HIRSI bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış. Ve ÇILGINLIK saymaya devam etmiş. Yetmiş dokuz, seksen seksen bir AŞK’IN dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış. AŞK kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Çünkü hepimiz AŞK’I saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz. Ve ÇILGINLIK doksan sekiz, doksan dokuz sonra yüze geldiğinde AŞK sırçayı güllerin arasına girmiş ve saklanmış. ÇILGINLIK bağırmış: önüm, arkam, sağım,solum sobeeeeeee “ GELİYORUM” Arkasına döndüğünde ilk önce TEMBELLİĞİ görmüş, o ayaktaymış. Çünkü saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra ŞEFKAT’i ayın boynuzunda görmüş. Ve İHANET’i çöplerin arasında, SEVGİ’ yi bulutların arasında, YALAN’ı gölün dibinde ve TUTKU’ yu dünyanın merkezinde bulmuş.Hepsini birer birer bulmuş. “ Birisi hariç” ve ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış, saklananların bir tanesini bulamamış. Derken HASET AŞK bulunamadığı için Haset duyarak ÇILGINLIK’ın kulağına fısıldamış. “ AŞK’ı bulamıyorsun. Çünkü o güllerin arasında saklanıyor.” Ve ÇILGINLIK çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına çılgınca saplamış. Ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana dek… ve haykırıştan sonra AŞK elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış. Parmaklarının arasında sicim gibi kan akıyormuş. ÇILGINLIK AŞK’ı bulmak için heyecandan AŞK’ın gözlerini çatal sopa ile kör etmiş. “ Ne yaptım ben? Ne yaptım ben?” diye bağırmış. Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim? Ve AŞK cevap vermiş “ Gözlerimi geri veremezsin Ama benim rehberim olabilirsin.” Ve o günden beri AŞK’ın gözü kördür….
alıntıdır...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/4/2007 - Ayrılık da sevdaya dahil ayrılanlar hâlâ sevgili
Ayrılık da sevdaya dahil ayrılanlar hâlâ sevgili
Onu deli divane sevmiş, aşkına inanmıştınız ama terk edildiniz... Yakıcı bir özlem, yıkıcı bir acı, karşı konulmaz bir görme arzusu, bastırılamayan öfke, sevgi... Peki, doğru yolda mısınız? Uzmanlar şöyle diyor: "Sevmenin insana yakışır taraflarından birisi de; yitirdikten sonra bunun yasını tutabilmek, hatta doya doya ağlayabilmektir"
Aşkı yaşamak ne kadar güzel olursa olsun, onu kaybetmek de mümkün, terk edilmek de... Şöyle bir etrafınıza baktığınızda, gözü yaşlı birçok kadın ve gözyaşlarını içine akıtan birçok erkek göreceksiniz. Hepsi de aradıkları aşkı bulup, ona tutunmuşlar ama 'elde var sıfır' ile yüzleşmişler. Terk edilmenin dayanılmaz ağırlığını atlatabilmenin formüllerini almak üzere, International Hospital'dan Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas'a sorduk:
Terk edilen kişi ne gibi duygular yaşar? Ayrılıktan sonra geçirilen psikolojik evreler bir yakınımızın kaybından sonra yaşanan durumlara benzetilebilir. Terk edilen kişi, az çok aynı "kayıp duygusu" ve aynı "yas" sürecini yaşar. Kişi önceleri olanlara inanamaz ve bir şaşkınlık hali içindedir. Sonraları bu duygu öfkeye dönüşür ve kendiyle pazarlık devresi başlar. Terk eden kişinin adını duymaya bile tahammül edemez. O kişinin beğenmediği yanlarını abartır, büyütür. O kişiye karşı yaşadığı eski kırgınlıkları hatırlar. "Acaba şöyle davransam ayrılmaz mıydık?" gibi sorularla zihni sürekli meşguldür. O kişiyle tekrar bir araya gelme olasılığının olmadığını anladıkça acısı derinleşir, hissedilen yalnızlık ve çaresizlik duyguları artar.
İlişkiler mutlaka sevgi tükendiği için mi biter? Ayrılıktan sonra yaşanan bu dönem aslında her iki taraf için de zorlu bir süreçtir. Uzun süreli ilişkiler tarafların ileriye yönelik olarak birbirlerine ruhsal yatırımlar yaptıkları, belki de evlilik planlarının yapıldığı ilişkilerdir. Ayrıca, uzun süreli ilişkilerde günlük hayatın bütün alışkanlıkları paylaşılır, iki aşık aynı zamanda iyi iki dost ve birer yol arkadaşı olmuştur. Böyle bir ilişkinin kaybı, hem sevgilinin hem de yegane yol arkadaşının kaybıdır ve kişide onarılması zor bir yara bırakır. Bu türden ayrılıklarda "kayıp duygusu" daha derin şekilde yaşanır. Kişi kendini, bu dünyada hiç olmadığı kadar yalnız hisseder. Unutmamalı ki; hiçbir ilişki sevgi tamamen tükendiği için bitmez. Sevgi devam ettiği halde terk edilmek, ayrılık acısını daha da artırır.
Ayrılık acısını dindirmek için ne yapılabilir? Nasıl iyi bir ilişkiden söz ediyorsak, iyi bir ayrılıktan da söz etmek mümkündür. İlişkiye ait hesaplaşmaların yapıldığı, ayrılık nedeninin her iki tarafça da açıkça konuşulabildiği durumlarda, iyi bir ayrılığın da adımları atılmış demektir. Bu dönemde yukarıda sözünü ettiğimiz evreler, herkeste birebir aynı sırayla olmasa bile, yaşanmaya başlar. Bu dönemlerde, ayrılık acısını artırmamak gerekir. Bu nedenle, ayrılınan kişiyle karşılaşma, ona ulaşma, iletişim kurma gayreti aslında bu yarayı tekrar kanatmanın dışında bir işe yaramaz. Ayrılık sonrası dönemde alkolden, uyuşturucu veya uyarıcı gibi keyif vericiler kullanmaktan veya uzman bir hekime danışmadan kendi kendine çeşitli ilaçlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Bunların yerine, yakın dostlarla dertleşmek, iş veya hobilere daha fazla zaman ayırmak, günlük hayata geri dönmeyi kolaylaştırır.
Ayrılık acısı mutlaka uzman yardımı gerektirir mi? Ayrılık acısı yaşayan herkesin mutlaka profesyonel yardım almasına elbette gerek yoktur. Ancak kişi neredeyse bir saplantı şeklinde, sürekli ve uzun süreli olarak bu konuya takılıp kaldıysa, günlük hayatını sürdürememek tehlikesi ile karşı karşıyaysa, profesyonel yardım alması gerekebilir. Bazen ayrılıkları takiben kişilerde ciddi depresyonlar ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda da yaşanan depresyonun tedavisi için mutlaka bir psikiyatriste başvurulmalıdır.
Kadın ve erkeğin ilişkiyi bitirdikten sonra arkadaş kalması mümkün mü? Genelde birçok ilişkinin bitişinde, neredeyse bir klişe olarak, arkadaş kalma isteği dile getirilir. Bu isteği, yaşanacak "kayıp" duygusunu ve dolayısıyla karşılaşılacak ayrılık acısını azaltmaya yönelik olumlu bir temenni olarak yorumlamak gerekir. Ancak, daha önce de belirttiğim gibi, taze bir ayrılıktan sonra o kişiyle sık sık görüşmeye devam etmek ve ona karşı arkadaş gibi davranmaya çalışmak, taze ayrılık yarasını tekrar kanatmaktan başka bir işe yaramaz. Bu davranış bazen kişilerin daha da öfkelenmesine ve karşısındakine karşı kırıcı olmasına yol açar. Ruhsal dünyamızda o kişinin "sevgili" hayali tamamen soluklaşmadan, bunun yerine arkadaş hayalini oluşturmamız mümkün değildir. Ayrılık ve sonrasındaki evreler tamamlandıktan sonra, elbette kişiler hâlâ istiyorlarsa, arkadaş olmaya çalışabilirler.
Biten bir ilişkinin hemen ardından yeni bir ilişkiye başlamak ne kadar doğru? Ayrılık acısını yeni bir ilişkinin azaltacağını sanmak aslında bir yanılgıdır. Yani "aşk"ta çivi çiviyi sökemez. Genellikle yalnız kalmaktan korkan kişilerin başka biriyle avunma isteğiyle veya karşısındaki ve çevresindekilere terk edenden daha iyisini bulabileceğini göstermek gibi bahanelerle hemen yeni bir ilişkiye başlanır. Ancak bir sevgilinin yasını tutmadan, yerine bir başka sevgiliyi koyabilmek, aşkın doğasına aykırıdır. Eğer böyle bir yerine koyma mümkün olabiliyorsa, zaten önceki aşkın gerçekliğinden de şüphe edilebilir. Birisini sevmenin insana yakışır taraflarından biri de; yitirdikten sonra bunun yasını tutabilmek, hatta doya doya ağlayabilmektir. Ayrılıklar hakkını vererek yaşanmalıdır ki, bir sonraki ilişki daha iyi yaşansın. Ayrılıktan gerekli ders ve olgunluğu çıkaramadan kurulacak yeni bir ilişki, arkada bırakılan ilişkinin tüm zaaflarını da üzerinde taşımak zorunda kalacaktır.
www.sabah.com.tr den alınmıştır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Hayatın içinden Biri...Tüm zorukların sadece sevgi ile aşılabildiğine inanan ve bunu yaşayan biri..
Kategoriler
|