rabiayuksel

29/10/2008 - Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun

Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun

Cumhuriyet'in, Türk Ulusu'na hediye edilişinin 85. Yıl dönümünü kutlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti; beden, bilim ve düşünce bakımından güçlü koruyucuları sayesinde bugünlere kadar gelmiştir.

Cumhuriyet'in, Türk Ulusu'na hediye edilişinin 85. Yıl dönümünü kutlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Düşünce, bilim ve beden bakımından güçlü vatan evlatlarının yüce Atatürk'ün önderliğinde kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

www.24haber.com
24 haber

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/10/2007 - Efsaneyi o sürdürüyor

Efsaneyi o sürdürüyor

Efsaneyi o sürdürüyor Adını Hint sitar sanatçısı Ravi Shankar'dan soyarını da bir başka efsane olan babası John Coltrane'den alan Ravi Coltrane, 3 Kasım'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda müzikseverlerle buluşuyor.

Tenor, soprano saksofoncu, besteci, caz yıldızlarının sağ kolu ve bağımsız bir yapım şirketinin kurucusu olan Ravi Coltrane, müzik eleştirmenlerine göre en az babası kadar başarılı olacak gibi görünüyor.

Babasını 2 yaşındayken kaybeden genç Coltrane'in annesi Alice evde her gün piyano ve org çalıyor, konserlerine ve kayıt stüdyolarına küçük oğlunu da götürüyordu.

Müziğe klarnet çalarak başlayan Ravi Coltrane, o zamanlar daha çok R&B, Soul ve dönemin popüler sanatçıları James Brown, Stevie Wonder, Sly Stone, Motown müziği, Earth Wind ve Fire'ı dinledi.

Daha sonra ise Prince ve Beatles’a ve Stravinsky ve Dvorak’ın senfonik müzik albümlerine yöneldi. Film müziklerinin tutkunuydu. “Caz ise, her zaman beğendiğim bir müzikti ama müziğin hayatımın en önemli unsuru haline gelmesi için gençlik yıllarımın sonuna ve ailemde de önemli değişikliklerin yaşanmasına kadar beklemem gerekmişti” diyor Ravi Coltrane.

Baba Coltrane’nin 1967'de ölümü üzerine caz hayranları peygamberlerini kaybettiklerini düşünüyorlardı. Aradan yıllar geçti.  Ravi Coltrane elinde bir soprano saksofonla babasının 60’lardan kalma tanınmış davulcusunun karşısına geçti ve sopranosuyla babasının özgün sound’unu üfledi. Stüdyoya girdiler. Elvin Jones gözlerini kapadı ve yıllar öncesine, John Coltrane, McCoy Tyner ve Steve Davis'le unutulmaz "My Favorite Things"i çaldıkları o Kasım öğleden sonrasına gitti. Böylelikle Coltrane efsanesi kaldığı yerden devam etti.


Cemal Reşit Rey Konser Salonu
3 Kasım
Saat: 20:00

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/8/2007 - Bilimin çözemediği 10 olgu!

Bilimin çözemediği 10 olgu!

Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve güzel gezegenimiz Dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için ‘sır’ olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan ‘10 Gizemli Olgu’nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO’lara, psişik güçlerden ‘déjà vu’ duygusuna kadar tartışılan ve açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor.

1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI
Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Bazen de bu ‘yalancı’ ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine, içtiklerinin etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

2 - HAYALETLER
“Ölü insanlar görüyorum” repliğiyle zihnimize kazınan ‘Altıncı His’ filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut.

3 - DEJA VU
Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi ‘déjà vu’ hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar, önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.

4 - TAOS UĞULTUSU
ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın... Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

 

5 - DUYU ÖTESİ ALGI
Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.

6 - ÖNSEZİ
İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını... Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

8 - UFO’LAR...
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’... Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.
9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR
İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872’de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları. Kaybolanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada kanıt olmadığı zaman insan, psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor.

10 - BÜYÜK AYAK
Bu gizem de Amerika’dan... Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.

TEMPO


 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/4/2007 - Erkek Neden Aldatır?

Erkek Neden Aldatır?    

Çapkınlık,hovardalık,aldatma,aldatılma konuları insanlık tarihi boyunca hep olmuş ve tartışılmıştır.

Çapkınlık."bir insanın sık,sık partner değiştirmesi,daldan dala kanması" olayıdır.Çoğu kez duygusallık aranmaz;anlık hazza dönük eylemdir.Her çapkın insan aynı kategoride düşünülemez.Örneğin manik bir hasta,düşünce,ve davranışlarındaki aşırı hareketliliğe paralel olarak cinsellikte de aşırı istekli olur ve hiç bir sınır tanımadan önüne gelen karşı cinsle ilişki kurmaya çalışır

Yoğun kaygı ve sıkıntısını kumar oynayarak,alkol ve uyuşturucu alarak yatıştıran insanların yanı sıra ,değişik insanlara koplimanlar yapıp onu "düşürmenin"hazıyla yatışan,sakinleşen insanlarda var;Çevresine hava atmak için ne kadar değişik insanla ve fazla sayıda sex yaptığını anlatanlarda vardır...

Gizli homoseksüel eğilimleri olan bazılarının,bu dürtülerinin verdiği rahatsızlığı bastırmak,adeta erkek olduklarını ispatlamak için sürekli kadın"dizmeleri de" görünürde çapkınlıktır...

Telkine yatkın,zeka problemi olan bir insan,etki altında bırakılarak veya kandırılarak değişik insanlarla sex yaptırabilirler.Bunu'da bazılarının çapkınlık gibi gördüklerini biliyoruz.Ekonomik ve sosyal statünün birden değişmesine bağlı hazımsızlıklar vardır.imkan bulamamıştır;bulduğu anda;ne oldum?hissiyle,büyük bir açlıkla saldırabilirler.

Ayrıca yaşamın diğer alanlarında yeterli başarıyı gösteremeyen bazıları,seksüel alandaki " başarıyla "avunabilirler.Çapkınlığın başka boyutları da vardır. Dürtüleri kontrol edememe, aşırı istekli olma(hiperseksüel)boyutu da vardır.Kişi biyolojik,sosyal ve psikolojik açıdan yeterli olgunluğa ve denetim mekanizmasına sahip olmadığında da çapkınlık görülebilir.seks hormonlarının aşırı salgılanması da(çeşitli hormonal,tümöral veya başka nedenlere bağlı)kişiyi aşırı seksüel davranışlara itebilir.

Sık partner değiştiren bazı insanlar ;özellikle iktidarsız olan bazı erkekler,bu durumlarının verdiği baskı ve stresi atmak için ve de"daha ölmediklerini"kanıtlamak için genç ve güzel bayanlarla çıkarlar ve onlara pahalı hediyeler alarak, devamlı iyi davranarak bu durumun deşifre olmamasını isterler.Görünüşte"çok hızlı adamlardır"Buna benzer durumları yaşlı zengin,sosyetik,ünlü birçok bayanda da görüyoruz.Onlar da barlardan 18-25 yaş arası gençleri toplayıp götürebilmektedirler"

Birde"kırkından sonra azma"olayı vardır.seksüel yaşam,yaşın ilerlemesiyle birlikte azalır;bu doğaldır.Fakat"teklemeye başlayanlar,büyük bir panikle:"Eyvah bugüne kadar farklı bir şey yapamadık,"teklemeye de başladık,bari bundan sonra hızlı yaşayalım!düşüncesiyle çapkınlığa başlarlar.

Çapkınlık olayında genetik faktörler rol oynayabilir,fakat yukarıda sıralanan nedenler dışında be de model alma,taklit etme boyutu vardır.Erkek veya kadın,çevresinde hep bu tip insanlarla yüz yüzeyse,değer yargıları buna müsaitse o da bu kervana katılabilir.insan davranışları çevre faktörüyle de çok ilişkili olduğundan eğilimli insanlar negatif ya da pozitif yönde değişebilirler.

Netice olarak;çapkınlık,genetik,biyolojik,psikolojik ve sosyo kültürel faktörlere bağlı,çok yönlü bir evrensel durumdur.

ERKEK HANGİ DURUMLARDA ALDATMAYA EĞİLİMİ OLUR?

 

                     -Bekarlığındaki alışkanlıklarını evlilikte de sürdürüyorsa.(erkek erkeğe gezmeler,geç saatlere kadar dışarıda olmalar.)

                     -Güç ve statü sahibi olunca.

                     -Çapkın arkadaşlarla sürekli aynı ortamlarda bulunuyorsa.

                     -Yaşamın diğer alanlarında yeterince başarılı olamamış,ya da tek boyutlu başarısı varsa bu açığı çapkınlıkla doldurabilir.

                     -Eşi tarafından aşağılanan,erkeklik gururu ile oynanan erkek tekendini kanıtlamak için aldatabilir.

                     -Eşinden ilgi-sevgi destek görmeyen erkekler.

                     -Ruhsal rahatsızlıklarda(Mani,depresyon)

                     -Seksüel isteği artıran ve kişiliği bozan fiziksel hastalıklar(Bazı beyin tümörleri gibi)

                     -Baskıladığı çapkınlık dürtülerini gerçekleştirecek ortama ve şartlara sahip olunca.

                     -Eşi kendisini aldatmışsa.

                     -Eşi aşırı kıskanıyor ve çok bunaltıyorsa.

                     -Eşi cinsel isteklerine yanıt vermiyor ve uzak duruyorsa,yatağını ayırıyorsa.


Şunuda unutmamak gerekirki,erkekler poligamiye yatkındır .Erkeğin eşi,partneri ne kadar güzel olursa olsun gözü yine "çöplüktedir." Sürekli olarak tek eşliliği savunan ve şiddetle poligamiye karşı çıkanların bastırılmış poligamik dürtüleri sözkonusudur.Veya çekingendir,beceremez yada eşinden aşırı korkmaktadır.

www.panik-atak.com dan alınmıştır.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/4/2007 - Kadınlar Eşlerini Neden Aldatırlar?

Kadınlar Eşlerini Neden Aldatırlar?    

Erkeklerin eşlerini aldatması hep gündemde ve konuşulur. Erkeğin bu aldatmayı " nasıl bir kadınla" yaptığı ve kim olduğu önemsenmez. Erkek bu işi " diğer bir kadınla" yapmaktadır. Bu diğer kadınların bir kısmı da tıpkı erkek gibi evli bir kadındır.

Erkeklerin aldatması üzerine epey araştırma ve spekülasyon yapılmaktadır. Kadınların aldatması biraz gizli kalmaktadır. Çünkü,kadınlar erkekler gibi bunu bir övünme veya "skor" meselesi haline getirmezler.Erkekler "ne kadar erkek" olduklarını "beraber oldukları kadın sayısının çokluğuyla" ölçerler. Kadınlar istisnalar hariç tek bir erkeğe bağlanırlar. Onların "skor" derdi yoktur. Onlar duygu,sevgi,aşk sonra da sex ararlar.

Tek eşliliğe inanan ( monogam ) kadın nasıl olurda erkeğini aldatır ? Sebepleri nelerdir ?

Birliktelikte sevgi, aşk,romantizm,heyecan,sürpriz arayan çoğunlukla kadındır. Erkek için eve giderken eşine çiçek götürmek,özel günlerinde(doğum günü,evlilik yıldönümü) hediyeler almak basit ve gereksiz geliyorsa; yağmurlu havada yürümek,ormanda koşmak,el,ele tutuşmak bir şey ifade etmiyorsa ; erkek eşine,kadınına duygusal olarak ulaşmıyor yetemiyor demektir.Bu duygular yok olamayacağına göre, şartlar ortam elverişli ise kadın eşini, sevgilisini aldatabilir.

Bazı erkekler "seni seviyorum" demekten çekinir yada sanki kadına karşı küçülecekmiş gibi bir komplekse kapılırlar. Oysa kadınları sık, sık duymak istediği bir sözcüktür. Kadın erkeğin eve geldiğinde güler yüzlü, sempatik olmasını kendisine sarılıp, öpmesini bekler, bazen işte iken "eşini hatırlayıp" telefonla aramasını bekler. Erkeğin kadının her türlü duygusal taleplerine ; "işim çok yoğun,bunca iş arasında arasın,da bunları nasıl düşüneyim, ben kimin için çalışıyorum" şeklinde yanıt vermesi kadınları üzmekte ve hayal kırıklığı yaşatmaktadır.

Kadınlar bu tarz bir yaklaşımda "işin kendilerine tercih edildiğini" düşünürler. Doğrudur,da... Erkek bilmez,ki; veya işin-paranın,statünün verdiği hazla , tatminle düşünmek işine gelmez,ki, kadın önce ilgi-sevgi-şevkat ister.

Zamanla "işini ikinci planda" tutan bir erkekle bir duygusal ilişkiye girebilir. Durum ortaya çıkınca da erkek kadını nankörlükle suçlar " yediğin önünde, yemediğin arkanda, bir dediğini iki etmedim, her şey aldım demek,ki seni şımartmışım" şeklinde "hayretini" dışa vurur.

Diğer bir aldatma nedeni de kadına sürekli uygulanan sözel ve fiziksel şiddettir. Yaptıkları küçümsenen , aşağılanan, sürekli dayak yiyen bir kadın; günün birinde kendisine iltifat eden " adam yerine koyan" sevgi sözcükleriyle hitap eden bir erkeğe "tesadüf" edebilir. Böylelikle kendisine güven gelir. Sürekli eleştirilen kadın kendisini yetersiz , değersiz hisseder, onu "onere" eden, değer veren birisi bir ilişkiyi başlatabilir. Böylelikle hem fiziksel olarak gücü yetmediği erkekten intikam alır, hem,de "işe yaradığını" keşfeder...

Erkek tarafından aldatılan kadınların bir kısmı " misilleme" olarak eşini aldatıp "eşit" konuma geçer. Ve ancak o zaman rahatlarlar. Bir kısmı bunu bir kere yapar ve bırakır. Bazıları eşi devam ettiği sürece yapar. Diğerleri ise bu "yeni dünyadan" kendilerini kurtaramazlar.Sürekli eşini aldatan erkeklerin bazıları; suçluluk duygusu ve vicdan azabı çekmemek için eşlerini bir şekilde aldatmaya teşvik ederler. Cinsel sapıklığa yatkın olanlar ise, eşinin değişik partnerlerle olmasından ve eşinin onlarla nasıl yatıp-kalktığını anlatmasından zevk alırlar. Bunlarda eşlerini bilerek bu yola iten grupta yer alırlar.

Kadının bulunduğu çevresi ve şartları bu tür ilişkilerle iç içeyse; zamanla özenti,eğilim ve "deneme" merakı uyanabilir. Aldatmanın sıradan olduğu ortamlarda rahatlıkla bu gerçekleşebilir. Bu aile çevresinde olabilir,eş-dost-akraba veya arkadaş, iş yeri çevresinde olabilir.

Ekonomik yoksunluk nedeniyle eşini aldatıp "para kazanan" kadınlarda vardır. Bir bölümü ihtiyacı kadar aldatır. Bir kısmı bastırdığı her şeyi ortaya çıkarıp tatmin olmak için daha sık aldatır. Dünyevi yaşama dair fazla hırsı ve beklentisi olan kadın "para ve güç" elde etmek için eşini aldatabilir.

Diğer yandan sosyal statü değişimi ve yeni bir ortam, yeni bir yaşam anlayışına girmekse aldatmaya yol açabilir.Kadın yapamadığı,bastırdığı aldatma dürtüsünü bu yeni ortamın rahatlığıyla gerçekleştirebilir.Kadının ekonomik özgürlüğünü kazanıp, erkeğinin "önüne geçmesi" bazı kadınların "uyuyan dürtülerini" gıdıklayabilir.

Evlilik yaşının çok erken olması, kalabalık aile içinde yaşama, eşiyle rahat ve huzurlu bir ortamda aşk yaşamayan kadınlarda aldatabilir. Kalabalık aile modelinde kadın eşiyle rahat ve özgür "oynaşamaz,cilveleşemez,sex yapamaz." Özellikle, birde ağır sorumlulukları varsa cinsellik ve kadınlığı ikinci plana itilir. Günün birinde bu yönlerine vurgu yapan ve uyandıran bir erkek kadına cazip gelebilir...

Diğer yandan sex yaşamında erkeğin bencil davranması ve kadını düşünmemesi de aldatmaya itebilir. Bazı kadınlar erkeği cinsellik dışında "iyiyse" bunu pek önemsemezler. Ama hem kaba-saba bencil,hem de sekste eşini tatmin edemiyorsa aldatma olabilir.

Erkeklerin kadının cinsel uyarı bölgelerini çok iyi öğrenmesi gerekir. Kendisini tutmasını ve kadını hazırlamasını bilmelidir. "Kendi işini bitirip" eşine sırtını dönen erkek bir gün "sırtından vurulabilir."

Bazı erkeklerin pasif kişiliksiz olması da kadını güçlü dirayetli bir erkeğe itebilir. Peyami Safa şöyle der: " Her kadın kendisinden güçlü ve kendisine sahiplenecek bir erkeğe sahip olmak ister."

Kadınların eşlerini aldatmalarının önemli bir nedeni de hastalıklardır. Bazı ruhsal ve fiziksel hastalıklar kişiyi aldatmaya itebilir. Depresyon geçiren bir kadın çektiği acıyı yalnızlığı gidermek için (eşiyle de biraz sorunluysa) başını alıp gittiği bir parkta,kafede , tatilde tanıştığı biriyle veya chatta tanıştığı biriyle çıkabilir ve eşini aldatabilir.

Veya düşünce-duygu ve davranışları aşırılığa,taşkınlığa giden "manik" bir hastada hiçbir kural tanımadan eşini aldatabilir. Çünkü manik hasta çok konuşur,uyumaz, sürekli gezer,çok alış-veriş yapar, çok girişken ve sevecen olur, aşırı sekse düşkün olur...

Kişilik bozukluklarında Borderlayn,Histerik ve Psikopat kişiliklerde eşlerini zaman, zaman aldatabilir.Zekası zayıf ve telkine yatkın insanlarda bu yola girebilirler.

Kullanılan bazı ilaçların etkisiyle cinsel güç artıp kişiyi değişikliğe itebilir. Veya aşırı üstrojen hormonu salgılayan bir tümörde kadını hiperseksüel yapıp, aldatmaya sürükleyebilir.

Alkol ve uyuşturucu bağımlısı bazı kadınlarda zamanla kişilik erezyonları ve değer yargılarında aşınma olduğundan aldatma daha kolay olabilir.

Veya çoğul kişilik bozukluğu olan bir kadın kişiliklerinden biriyle aldatmayı gerçekleştirebilir...

Diğer yandan temporal epilepsi bir insanda nöbeti esnasında böyle bir şey yapabilir ve hatırlamayabilir.

Neticede, aldatma insanda olabilen bir özelliktir. Kadınlar daha az aldatırlar. Genetik özellikleri, toplumsal yargılar ve baskılanmalarından dolayı "erkeklere yetişemezler"

Duygusal-cinsel-sevgi anlamında tatmin olan bir kadın; değer yargıları oturmuş kendisinden emin ve olaylara nasıl tepki vereceğini bilen bir kadın da aldatmayı düşünmez...


                  Hangi kadınlar ya da hangi durumlarda kadınlar aldatmaya eğilimli olurlar:

                  -Aile baskısıyla,gönülsüz evliliklerde.

                  -Kalabalık aile ortamlarında eşiyle yeterince baş başa kalamama durumlarında.

                  -Pasif,güvensiz ve sorumluluk almayan erkekle evli olanlar.(Saygı kayboluyor.)

                  -Eleştiren, aşağılayan,fiziksel şiddetesık sık baş vuran koca.

                  -Sevgi ve saygı göstermeyen,özel günlere önem vermeyen koca.

                  -Aile çatışmalarında her halükarda ailesini tutan koca.

                  -Eşi tarafından aldatılmışsa.

                  -Kocanın sürekli alkol yada başka bağımlılık yapıcı madde kullanması,kumar,kahve ve kıskançlığın olması.

                  -Erkeğin uzun süre evden ayrı kalmaları askerlik,iş yaşamları gereği 6 ay,1 sene yurt dışında çalışanlar.

                   -Erkeğin başka kadınlara ilgi-sevgi gösterip eşine göstermemesi.

                   -Erkeğin öz bakımına dikkat etmemesi(Ağız kokusu, ter,tırnak kiri,iyi giyinmeme.)

                   -Erkeğin cinsellikte bencil davranması(Romantizm ve aşk oyunlarının olmayışı.)

                   -Uzun süre baskı altında kalan kadının,ekonomik ve statü olarak yükselmesi durumlarında.

                   -Etrafında eşini, sevgilisini aldatan arkadaşların olması.

                   -Ruhsal hastalıklar döneminde(Depresyon,mani)Kişilik bozukluklarında.

                   -Kişiliği bozabilen beyin tümörü gibi fiziksel ve hormonal hastalıklar.(Aşırı östrojen hormonu salgılayan tümörler.)

                   -Gençliğinde karşı cinsle hiç flört etmemiş ve ilk flörtü veya aşkı eşi olan bayanların bir kısmı.

                   -Cinsel açıdan tatminsizlik,sürekli erkeğin eve geç gelmesi.

                   -Eşini aşırı kıskanması ve baskı altına alması.

www.panik-atak.com dan alınmıştır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayatın içinden Biri...Tüm zorukların sadece sevgi ile aşılabildiğine inanan ve bunu yaşayan biri..

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
http://www.24haber.com
http://www.myheritage.com/collage

Kategoriler

Google Gruplar Beta
Bu grubu ziyaret et
Google
 

Arkadaşlarım

raciegi
tekeli
yusufebb
dentist2163
arzumeyp
buzy
alkarina
yagmurluadam
mavioda
kutular
mufituzman
omerekincimicingirt
gizemliadam
gergin
yunusakar41
sarap62
ayvalikli
hilalineglencesayfasi
cazibelibocek
leti
ergunpembe67
guasimode
belitt
fatoscb
djakif
pefa
karamsar55
Türkçe - Ýngilizce Sözlük
ç - ý - ð - ö - þ - ü
Kelime: