27/10/2007 - AĞVA
Ağva

Ağva resmi adıyla Yeşilçay Şile'ye bağlı ve onun 40 km kadar doğusunda yer alan bir sahil beldesi. 1992 yılında belediye ünvanı almış. Karadeniz ile Akdeniz iklimi arasında geçiş tipi bir iklime sahip olan Ağva'nın kışın 2500 olan nüfusu yazın 15.000'e ulaşıyor. Odunculuk, odun kömürcülüğü ve bunları teknelere yükleme merkezliğini yıllarca üstlenmiş. Çevresi tamamen ormanlık olan Ağva'da kesilen ağaçların büyük çoğunluğu odun kömürü yapılıyor. Hatta, 1950'lere kadar İstanbul'un odun kömürü ihtiyacının önemli bir bölümü Ağva tarafından karşılanmaktaymış. Kısmen mevyacılık, sebzecilik, balıkçılık, odunculuk ve Şile bezi el işlemeciliği ve üretiminin gelir kaynağı olduğu Ağva, son yıllarda gelişen otel, motel, ve pansiyonculuk ile turistik bir merkez olma çabasında |
Tarihçe

Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi bir çok uygarlığın geçiş yeri olan Ağva, latince bir kelime olup " iki dere arasında kurulmuş köy " anlamına geliyor. M.Ö. 7.yy. uzanan tarihin bir takım kalıntılarına Ağva' ya bağlı civar köylerde rastlamak mümkün.Kalem köy' de Romalılara ait kilise kalıntıları ve mezar taşları, Hacıllı köyünde, 3.yy. sonu - 4.yy. başlarında bulunan Gürlek Mağarası, Hisar Tepe' de bulunan kale kalıntısı, Sungurlu mahallesindeki dağ değirmeni önemli buluntulardır. Ağva'ya 14. yüzyılın ikinci yarısında Konya, Karaman ve Balıkesir'den gelen Türkmen boyları yerleşmişler. Bugünkü Ağvalılar da aynı Türkmen boylarının çocukları. |
|
İstanbul 'dan Ağva 'ya en çabuk ve pratik ulaşım imkanı özel araçladır. Anadolu yakası Ümraniye Şile otobanı takiben Şile, oradanda Kabakoz, İmrenli ve Kurfallı güzergahını izleyerek direkt olarak 1 saat 45 dakikada Ağva 'ya ulaşabilirsiniz. Ayrıca İstanbul Üsküdar 'dan her saat başı ŞİLE - AĞVA otobüsleri kalkmaktadır.
Yeme-İçme / Konaklama Ağva |
|
Ağva'da yeme-içme denince ilk akla gelen balık. Aynı zamanda Karadeniz'in hırçın sularında bir balıkçı limanı olan Ağva'da genelde balıkçılıkla uğraşan halk, İstanbul ve çevre illerden gelen misafirlerini avladığı leziz balıklarla ağırlıyor. Hemen hemen her balığı bulmak mümkün. Yeşilçay kıyısından günlük ve taze olarak balık satın alabilirsiniz. Restoran menülerinde ise daha çok küllenmiş ocakta, ağır ağır pişen ızgara ve tava ya da odun ateşinde, fırında kiremitte yapılan balıklar yer alıyor. Defne yaprağı ve özel soslarla da tatlandırılan balıkların porsiyon fiyatları oldukça uygun.Ayrıca kır lokantalarını tercih ederseniz bıldırcın, piliç, tandır kebap ve ızgara gibi lezzetleri de bulabilirsiniz. Konaklamaya gelince son yıllarda özellikle dere kıyısına eklenen tesislerle birlikte çok sayıda irili ufaklı pansiyon ve otel bulunuyor.

Paradise
Nehir kenarında bungolaw evlerde konaklamak, salla nehirde gezinti yapmak fikri hoş geliyorsa Ağva'daki en iyi alternatiflerinizden biri Paradise...Göksu Deresi kenarında yer alan bu şirin mekan, 4 bungolaw evinden oluşuyor. Orman içinde, su kenarındaki konumuyla Amazonları andıran bir ambiansı var. Nehir kenarındaki tesise sandalla geçiliyor.Yaz -kış konaklama yapabiliyorsunuz. Geceleri kamp ateşi yakılıyor. Huzurlu ve sessiz ortamı bozan dere kenarındaki kurbağalar oluyor. Güzel bahçesi basketbol, avcılık, bisiklet gibi aktiviteler için uygun. Çocuklar için oyun alanı , TV salonu bulunuyor. Birinci sınıf yemek çıkarılıyor. 800 metre aşağısında uçsuz bucaksız bir kumsal ve hırçın Karadeniz suları yer alıyor.Evcil hayvanlarınız da Paradise'a kabul ediliyor.
Tel: 0216 721 85 77 info@paradise-motel.com www.paradise-motel.com

Acqua Verde
Göksu deresi üzerindeki otellerden biri de Acqua Verde...Fosilli yöresel dağ taşları, Karadeniz'e özgü kestane ağaçları ve ferforje ile bütünleşmiş bir dağ evi. Country renklerle donatılmış otel konforu ve şıklığıyla çevredeki diğer örnekleri arasında farkediliyor. 18 oda ve 1 suitten oluşan otelin çevresi tamamen yeşil. Acqua Verde'de yazın bir dönümü aşkın bahçenin, kışın şömineli salonunda nefis ızgara çeşitlerinin keyfini çıkarabilirsiniz. Sabah, akşam yemeklerinizi, açık büfe kahvaltınızı şömineli restoranında ya da bol ağaçlı yeşil bahçesinde yiyebilirsiniz.
Acqua Verde'de Bisiklet turları, kano, tekne,sandalla geziye çıkabilirsiniz. Etrafında gezip görebileceğiniz köyler de var. Buralar hiç duymadığınız Roma mezarları, Ceneviz limanı gibi tarihi güzellikleri de keşfedebilirsiniz. Ayrıca bahçe- fanus bar, veranda keyfini yaşarken Atatürk'ün Savaronası'nın filikası, Anadolu'nun tarihi kapkacakları, tarım aletleri, hayvan tuzakları gibi aksesuarlarla tarihin içinde keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
Tel: 0216 721 71 43 acquaverde@acquaverde.com.tr www.acquaverde.com.tr
|
Riverside Club
Göksu Irmağı kıyısındaki konaklama tesislerinin en kıdemlisi Riverside orman, deniz ve nehirle iç içe. Otel nehre sıfır, denize 400 m. Genelde doğa ve alternatir turizm grupları tarafından tercih ediliyor. 8 oda, 2 bungolaw, 22 yatak kapasitesiyle hizmet veren bu dağ evi, özel iskelesi, country barı, tekne ve kanolarıyla bir club niteliği taşıyor. Akşam yemeklerinizi Jazz ve Blues müzikleri eşliğinde ortamında yiyebilir, açık büfe sabah kahvaltılarını dere kenarında klasik müzik dinleyerek yapabilirsiniz. Riverside tüm yıl boyunca açık olup rezervasyon usulüyle hizmet veriyor. Bisiklet, trekking, yürüyüş gibi spor aktivitelerine son derece uygun Riverside'da çadır yeri de sağlanıyor. Tek dezavantajı bazı odalarında duş ve tuvalet imkanın olmaması.
Tel: 0216 721 82 93 umut@riverside.com.tr http://www.riverside.com.tr/

Kurfal Tatil Evi
Kurfal Tatil Evi, plaj kenarında ilk bakıldağında diğer oteller kadar dikkat çekmeyen bir tesis ama doğal bir köy ortamını yaşamak isteyenlere özel bir mekan. 20 oda, 10 lüks çatı katı balkonlu geniş ve şık odasıyla hizmet Kurfal Tatil Evi'nin en önemli özelliği restoran menüsü yer alan lezzetlerin tamamen tesis içindeki bahçe yetiştirilmesi. Hormunsuz, doğal köy ürünleri açık ve kapalı restaurantta geniş seçenekli menülerde sunuluyor. Yüzme, trekking, tekne turu, balık tutma, kano, dere bisikleti, şömine başı kestane, mısır, sucuk, kahve partisi, ping-pong, langırt, dart, satranç, tavla ve okey gibi aktiviteler de eğlenceli saatler geçirebileceğiniz Kurfal Tatil Evi'nde hamak keyfini yaşamadan İstanbul'un yolunu tutmamanızı tavsiye ederiz.
Tel: 0216 721 84 93-94 info@kurfal.com www.kurfal.com

Göksu Apart Otel
İstanbul'a sadece 97 km uzaklıktaki Ağva, Şile ilçesine bağlı bakir kalmış yerlerden biri.

Eskiden çoğunlukla bahar ve yaz aylarında İstanbul'lular için yazlık yeri sayılan ama artık kışında şehrin gürültüsünden kaçmak ve huzur içinde bir tatil geçirmek isteyenlerin bir numaralı tercihi...
ODALAR . Odalarda iki oda mutfak ve banyo mevcuttur. . A apartman dairesi şeklindeki odalarda 1 çift kişilik, 3 tek kişilik yataklar bulunmaktadır. . Odalarımızda 5 kişi rahatça kalabilir. . Odalarımızda sıcak su mevcuttur.
Tel: 0216 721 81 81 - 0216 721 82 65
www.goksuapartotel.com
Yeşilçay Göksu sahilinde olmasına karşın adını, Ağva'nın öteki ucundaki Yeşilçay'dan alan 101 yataklı tesis, gerek konaklama gerek yeme içme yeri açısından yörenin en büyüğü olma özelliği taşıyor. Tümüyle ahşap kullanılarak inşa edilen tesis doğaya uyumlu genel mimarisi ve çevre düzenlemesiyle dikkat çekiyor. Tümü balkonlu ve geniş odalarının girişi bağımsız. Dışının sıcaklığı odalarına da yansıyor. Mutfağında profesyonel aşçıların çalıştığı aile restoranı, kalite ve mönüsünün zenginliğiyle İstanbul'daki lüks restoranlarla yarışıyor. Ahmet Gün'ün sahibi olduğu Yeşilçay'ı Çetin Özcan yönetiyor.
Tel: 0216 721 73 48 info@yesilcay.com.trwww.yesilcay.com.tr

Greenline
Büyük bir bahçe içersinde yer alan Greenline, yol tarafında üç katlı bir motel binası ile dere tarafındaki bir restorandan oluşuyor. Göksu'da iskelesinin dereye cephesi en geniş tesisler arasında yer alıyor. Yazın buraya atılan rengarenk devasa yastıklar, hoş bir görüntü oluşturuyor. Greenline'ın tüm ahşap işleri kendi marangoz atölyelerinde yapılıyor. Masa ve sandalyelerinin özgün olması da buradan kaynaklanıyor. Manzarası panoramik şömineli restoranı özellikle kış aylarında hayli keyifli oluyor. Greenline'ı Hüseyin Şentürk, kızı Berna ile birlikte işletiyor.
Tel: 0216 721 8491 greenline_guesthouse@veezy.com

Grand Becassier
Club Grand Becassier, iki ana bölümden oluşuyor. Otel bölümü yol tarafında; alt katı restoran ve üst katı kafe bar olarak kullanılan bölümü dere kenarında yer alıyor. Büyük bir yüzme havuzu bulunuyor. Isıtmalı havuzdan dışardan gelenler de yararlanabiliyor. Tesisin otel ve restoran-bar olarak kullanılan bölümlerinin iç mimarileri hayli özgün. 2'si jakuzili ve suit 36 odası bulunan tesisin dekorasyonunda kullanılan malzeme ve seçilen renkler uyumlu. "Çullk" anlamına gelen Becassier'i sahibi İzzet Toprak, oğlu Ali'yle birlikte işletiyor.
Tel: 0216 721 7286 club@clubgrandbecassier.net www.clubgrandbecassier.net

Vadi Motel
Şile ilçesinin şirin doğa cenneti beldesi olan Ağva, hafta sonu gezi ve dinlenceleriniz için hemen yanı başınızdaki fırsat olmayı sürdürüyor.
Vadi Motel doğa-orman-deniz üçgeninde sizleri kucaklamak için hazırlanmış tam kadrosuyla hizmetinizde.
Motel, ahşap rustik tarzda olup tek kat vadi tabanında orman-yol içinde sakin, sessiz, jungle, kuş sesleri size eşlik ediyor.Vadi Motel'den orman içinden 10 dakikalık yürüyüşle o muhteşem 1 km. uzunluk ve 300 mt. genişliğe sahip Ağva kumsalına ulaşılabiliyor.
Oda fiyatları hafta içi 40 YTL/Kişi ( sabah açık büfe köy kahvaltısı)
Hafta sonu Cuma –Cumartesi (paket) 75 YTL/Kişi , Pazar 80YTL/Kişi
Tel: 0216 721 75 64 Faks: 0216 721 75 65 Gsm: 0532 332 04 37 hakan@vadimotel.com www.vadimotel.com
Piccolo Mondo
Piccolo Mondo, İtalyanca "minik dünya" anamına geliyor. Nitekim isim babası bir İtalyan. Karşı sahilde olmasına karşın ulaşım karadan yaplılabiliyor. Üç katlı ve Avusturya mimarisinden izler taşıyan otelin dere tarafında bir bahçesi ve bitiminde genelde burada adet olduğu üzere ahşap bir iskelesi bulunuyor. Barı da iskelenin bir kenarında yer alıyor. Şirin restoranı ve şöminesi giriş katında. Sade döşenen yatak odalarında yataklar cibinlikli. Sevimli bir aile işletmesi olan Piccolo Mondo'nun sahibi Salim Aydın. Eşi Asuman mutfakta, kızı özlem serviste, damatları Ömer Özkaragöz barda...
Göksu Nehri Kıyısı Ağva - İstanbul Tel: (216) 721 73 79 Fax: (216) 721 73 80 email: info@piccolomondohotel.com

Tranquilla
Tranquilla Motel, tamamı kütükten inşa edilen ender tesislerden.
Restoran ve bar olarak kullanılan asma katlı bölümüyle dere arasında kalan bahçesi bakımlı.
Girişleri ayrı odaları arka tarafta yer alıyor. "Sakin ortam" anlamına gelen 8 odalı Tranquilla'nın sahibi Bahar Gümüşmakas.
Tel: 0216 721 7377-78 bahar@tranquilla.com.tr

Carpediem
Carpediem, bir motelden çok büyükçe bir ev havasında. Alt katı açık mutfak ve restoran.
Burada birbirinden lezzetli turşular, reçeller sahibinin elinden çıkma. Meşrubat ve yerli içkiler "şirketten". Ayrıca para alınmıyor. Carpediem'in sahibi Mehmet Düz'er.
Tel: 0216 721 70 01 El Rio
El Rio dere kenarındaki en küçük tesislerden. Üç katlı binasının alt katı kışlık kahvaltı salonu ve restoran, üst katları yatak odası olarak kullanılıyor.
Yazlık restoran ve barı iskelede yer alıyor. Burayı Ömer Tüzünalp işletiyor.
Tel: 0216 721 72 80

Liman Restoran
Liman'ın sahipleri aynı zamanda yörenin balık ticaretini de ellerindebulundurdukları için burada masaya canlı canlı servis yapılıyor. Çeşitler derseniz, gününe göre değişiyor. Diğer deniz ürünleri cinsinden ne ararsanız bulunuyor. Salatası mezeleri her zaman taze, lakerda lokum, kalamar tava ipek, palamut ısxzgara nar gibi. Liman'ı 40 yıllık ortaklar Ramazan Özcan ve Hüseyin Yazıcı işletiyor.
Tel: 0216 721 81 99
Tahir Restoran
Yeşilçay sahilindeki Tahir Restoran'da oturanlar kendini gemide sanıyor.
Fırında balık ve et ağırlıklı çalışıyor. Tahir Restoran'ı Halil ve Hidayet Gürleyük çalıştırıyor.
Tel: 0216 721 80 12 Antik Restoran
Ağva meydanındaki Antik bir restorandan çok sevimli ve şirin bir kafe görünümü verilor.
Et ve balık çeşitleri bulunuyor. Antik Restoran'ı İnci Sınmaz işletiyor.
Tel: 0216 721 73 70

Yeşilçay Restoran
Göksu sahilindeki Yeşilçay Tatil Köyü'nün içinde bağımsız bir bölüm olarak yer alıyor. Yeşilçay, sadece Ağva'nın değil, tüm İstanbul'un sayılı balık restoranları arasında yer alıyor. Mutfak ve servis profesyonel ellerde bulunuyor. Buranın masa ve sandalyeleri, rahatlık açısından beş yıldızlı otellerinkiyle yarışıyor.
Tel: 0216 721 73 48

Gizli Bahçe Restoran
Gizli Bahçe, Göksu sahilinde bir konaklama tesisiyle iç içe bulunmayan ilk ve tek bağımsız tesis özelliği taşıyor. Restoran, et ve balık çeşitlerinin yanısıra yöresel köy ürünleri ağırlıklı çalışıyor. Kurfal Otel'in Göksu'daki aktivite merkezi de olan tesis, günübirlik gelen gruplara geniş alternatifler sunuyor.
Tel: 0216 721 84 93-94

Shelale Otel
"Ağva'daki Eviniz"
Eğer dinlenmek ve şehri unutmak ve sizin gibi düşünen insanlarla buluşmak istiyorsanız Shelale Otel'e mutlaka uğrayın.
Çünkü ; Shelale Otel frekansların kesiştiği mekan.
Otel, Türkiye'nin gözbebeği Ağva Göksu Deresi kenarında tabiatla içiçe 4 adet tek katlı ahşap bungalow ile 5 adet otel odasından ibaret toplam 9 oda ve 27 yataktan oluşan, restaurantı ve şelalesi mevcut şirin bir konuk ağırlama ve dinlenme tesisi.
Çok huzurlu ve güvenli bir şekilde, aile ortamında dinlenip, klasik otel şablonundan uzak, stresinizi atabilirsiniz...
SHELALE HOTEL Göksu deresi Mevkii AĞVA
Tel: 0216 721 74 66 - 721 74 67 Fax: 0216 721 74 68 GSM: 0532 245 05 45 Mail: info@shelaleotel.com İnternet adresi: www.shelaleotel.com
www.bigglook.com dan alınmıştır | |
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/10/2007 - SAFRANBOLU
Safranbolu’nun Tarihi
Anadolu’nun kuzey batı kesiminde, Antik Devirde tarihçi Homeros’un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir.Yörede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar, Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Safranbolu 1196 tarihinde Selçuklu Sultanı II.Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah zamanında Türklerin eline geçmiştir. Tarihi süreç içerisinde ise 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğullarının, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğlullarının, 1354-1402 ve 1423 yılından itibaren de Osmanlıların egemenliğine girmiştir. Safranbolu, tarihi geçmişinde, en üstün ekonomik ve kültürel düzeyine Osmanlı döneminde ulaşmıştır. Kentin 17. yy da İstanbul-Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, bölgede ticaretin gelişimine olanak sağlayarak zenginleştirmiştir. (Bu dönemde İstanbul ve Kastamonu ile yoğun ilişkiler yaşanmış, Osmanlı devlet adamlarından bazıları kente önemli eserler bırakmışlardır. Safranbolu geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve uzun tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan örnek bir kenttir. Sahip olduğu zengin kültürel mirası kent ölçeğinde korumadaki başarısı Safranbolu’yu “Dünya Kenti” ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi”ne alınmıştır. Tüm ülkede bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlığının 1131’i Safranbolu’ dadır. Bu zenginlik kenti bir Müze Kent haline getirmiş, korumacılıktaki başarısı ise kente “Korumanın Başkenti” ünvanını kazandırmıştır. Kentin ününü oluşturan Safranbolu Evleri 18.ve 19.yy. Türk hayatının geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mükemmel mimarlık bilgisi ile yapılmışlardır. Yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu evlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır. Geriye doğru 3000 yıllık tarihi geçmişe sahip olan Safranbolu pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve günümüze bir kültür zenginliği olarak ulaşmıştır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve eşsiz konaklar gelenlere hayranlık uyandıracak niteliktedir. 1975 yılında Anıtlar Yüksek Kurulunun Safranbolu’yu kentsel sit ilan etmesi ile akademik düzeyde başlayan kente olan ilgi , zamanla ülkemiz sınırlarının dışına taşmıştır. 90’lı yılların başından bu yana küçük ve orta ölçekli turistik tesislerin oluşumu ile turizm ilçe ekonomisindeki yerini hissettirmeye başlamış, terk edilen konaklar, otel, lokanta gibi işlevlerle yaşama dönüştürülmüş, bozulan arnavut kaldırımları yeniden yapılmış, anıtsal eserler restore edilmeye başlanmış, kaybolmak üzere olan el sanatları turistik amaçla yeniden canlılık kazanmıştır.
Safranbolu’nun İsimleri
Safranbolu’nun belgelere dayanan bilinen ilk tarihi Bizans Döneminde başlamaktadır.(395-1453) Bizans Döneminde Safranbolu Dadybra (Dadibra), Müslüman Arap akınları karşısında bir müstahkem kale olarak (Akratia) kurulmuş ve önem kazanmıştır. Bizanslılar döneminde kentin adı Dadybra’dır. 1196 tarihinde Selçuklular zamanında kentin adı Zalifre olmuştur. Beylikler döneminde ve Osmanlıların ilk zamanlarında kentin adı Borglu ve Borlu şeklini almıştır. 16 yy. Osmanlı Tapu ve Tahrir defterinden izlenebileceği gibi Borlu, yöreye yerleşen Taraklı Aşiretinden dolayı “Taraklıborlu” olmuştur. Taraklıborlu adından sonra Safranbolu için Osmanlılar döneminde kullanılan diğer adlar, 18 yy. ortalarında “Zağfiran-ı Borlu”, 19 yy. ikinci yarısında kısa bir süre için “Zağfiran-ı Benderli” 19. yy. son çeyreğinden itibaren “Zağfiranbolu”, son olarakta “Zafranbolu” ve “Safranbolu” biçimine dönüşmüştür. Kente adını veren Safran bitkisi kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilme özelliğine sahiptir. Gıda, ilaç ve kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır. Bu ilgi çekici bitkinin dünyada üretildiği ender yerlerden biri Safranbolu’dur.
Safranbolu’nun Tarihi
Anadolu’nun kuzey batı kesiminde, Antik Devirde tarihçi Homeros’un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir.Yörede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar, Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Safranbolu 1196 tarihinde Selçuklu Sultanı II.Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah zamanında Türklerin eline geçmiştir. Tarihi süreç içerisinde ise 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğullarının, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğlullarının, 1354-1402 ve 1423 yılından itibaren de Osmanlıların egemenliğine girmiştir. Safranbolu, tarihi geçmişinde, en üstün ekonomik ve kültürel düzeyine Osmanlı döneminde ulaşmıştır. Kentin 17. yy da İstanbul-Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, bölgede ticaretin gelişimine olanak sağlayarak zenginleştirmiştir. (Bu dönemde İstanbul ve Kastamonu ile yoğun ilişkiler yaşanmış, Osmanlı devlet adamlarından bazıları kente önemli eserler bırakmışlardır. Safranbolu geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve uzun tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan örnek bir kenttir. Sahip olduğu zengin kültürel mirası kent ölçeğinde korumadaki başarısı Safranbolu’yu “Dünya Kenti” ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi”ne alınmıştır. Tüm ülkede bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlığının 1131’i Safranbolu’ dadır. Bu zenginlik kenti bir Müze Kent haline getirmiş, korumacılıktaki başarısı ise kente “Korumanın Başkenti” ünvanını kazandırmıştır. Kentin ününü oluşturan Safranbolu Evleri 18.ve 19.yy. Türk hayatının geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mükemmel mimarlık bilgisi ile yapılmışlardır. Yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu evlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır. Geriye doğru 3000 yıllık tarihi geçmişe sahip olan Safranbolu pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve günümüze bir kültür zenginliği olarak ulaşmıştır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve eşsiz konaklar gelenlere hayranlık uyandıracak niteliktedir. 1975 yılında Anıtlar Yüksek Kurulunun Safranbolu’yu kentsel sit ilan etmesi ile akademik düzeyde başlayan kente olan ilgi , zamanla ülkemiz sınırlarının dışına taşmıştır. 90’lı yılların başından bu yana küçük ve orta ölçekli turistik tesislerin oluşumu ile turizm ilçe ekonomisindeki yerini hissettirmeye başlamış, terk edilen konaklar, otel, lokanta gibi işlevlerle yaşama dönüştürülmüş, bozulan arnavut kaldırımları yeniden yapılmış, anıtsal eserler restore edilmeye başlanmış, kaybolmak üzere olan el sanatları turistik amaçla yeniden canlılık kazanmıştır.
Safranbolu’nun İsimleri
Safranbolu’nun belgelere dayanan bilinen ilk tarihi Bizans Döneminde başlamaktadır.(395-1453) Bizans Döneminde Safranbolu Dadybra (Dadibra), Müslüman Arap akınları karşısında bir müstahkem kale olarak (Akratia) kurulmuş ve önem kazanmıştır. Bizanslılar döneminde kentin adı Dadybra’dır. 1196 tarihinde Selçuklular zamanında kentin adı Zalifre olmuştur. Beylikler döneminde ve Osmanlıların ilk zamanlarında kentin adı Borglu ve Borlu şeklini almıştır. 16 yy. Osmanlı Tapu ve Tahrir defterinden izlenebileceği gibi Borlu, yöreye yerleşen Taraklı Aşiretinden dolayı “Taraklıborlu” olmuştur. Taraklıborlu adından sonra Safranbolu için Osmanlılar döneminde kullanılan diğer adlar, 18 yy. ortalarında “Zağfiran-ı Borlu”, 19 yy. ikinci yarısında kısa bir süre için “Zağfiran-ı Benderli” 19. yy. son çeyreğinden itibaren “Zağfiranbolu”, son olarakta “Zafranbolu” ve “Safranbolu” biçimine dönüşmüştür. Kente adını veren Safran bitkisi kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilme özelliğine sahiptir. Gıda, ilaç ve kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır. Bu ilgi çekici bitkinin dünyada üretildiği ender yerlerden biri Safranbolu’dur.
Coğrafya
İklimi Safranbolu Karadeniz ve İç Anadolu iklimi arasında bir geçiş kuşağındadır. Kara iklimi özelliklerinden şiddetli kış ve kurak yaz görülmez. Yağışlar mevsimlere dağılmakla beraber kara iklimi etkisiyle en çok yılın ilk yarısında düşer. Kış ve ilkbahar uzun sürer. Yaz temmuz başından eylül sonuna kadar devam eder. Kar yağışı ise Aralık ayında başlar.
En sıcak aylar; Temmuz, Ağustos – (ortalama max. 40˚ C) En soğuk aylar; Ocak, Şubat, Mart – (ortalama min. -10˚ C) En yağışlı aylar; Ocak, Şubat, Haziran – ( aylık ortalama 50 mm.) En kurak aylar; Temmuz, Ağustos, Eylül – (aylık ortalama 22mm.) Yıllık ortalama yağış; 500 mm. Yıllık ortalama yağışlı gün sayısı; 67 Yıllık karla örtülü gün sayısı; 35 Yıllık ortalama nem; %60
Şehir merkezinin farklı yükseklikler üzerinde kurulmuş olması ve çevresinde ormanların bulunması nedeniyle, Çarşı bölgesi ile Bağlar arasında sıcaklık farklılıkları vardır. Vadi içinde bulunan Çarşı bölgesi daha ılık ve rüzgarlardan korunmalı olduğundan kışlık yerleşim bölgesidir. Daha yüksekte bulunan bağlar kesimi ise hava akımlarına açık, yaz aylarında serin, kış aylarında karlı olması nedeniyle yazlık yerleşim bölgesidir. Komşu ilçeler; Ulus, Eflani, Araç ve Ovacıktır.

 Safranbolu Evleri Ve Mimari Özellikleri
Safranbolu Evleri, yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarıdır. İlçe merkezinde 18. ve 19.yy. ile 20.yy. başlarında yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu eserlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır. Evler Safranbolu´nun iki ayrı kesiminde gruplanmış durumdadır. Birincisi “Şehir” diye bilinen ve kışlık olarak kullanılan kesim, ikincisi “Bağlar” diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesim.

Şehir, yönetim merkezinin bulunduğu Kale, alışveriş merkezinin bulunduğu Çarşı, evlerin bulunduğu Akçasu, Gümüş, Musalla, Kalealtı ve Tabakhane semtlerinden oluşmaktadır. Bu kesim iklimin olumsuz etkilerine karşı korunmuş, alçak rakımlı iki vadinin içindedir. Burada evler birbirine yakın, sokaklar dardır. Bağlar birkaç yüz metre daha yüksekte, hava akımlarına açık ve daha geniş araziler üzerindedir. Hemen hemen herkesin bir kışlık bir de yazlık evi vardır. Yöre halkı kışın şehirdeki evinde yaşar ve yazın havaların ısınmasıyla Bağlardaki yazlık evine göçer. Ancak “Çarşı” üretim ve ticaret hayatı yazın da aynen sürer.

Tüm evler kendilerine göre daha merkezi konumdaki kamu binalarına, dini yapılara ve anıt eserlere dönüktür. Hangi evden bakılırsa bakılsın manzara kapanmaz. Evlerin yakın plan cepheleri kör, uzak plan cepheleri açık ve birbirlerini izleyecek konumdadır.

Şehrin ortasında bulunan meydana yönelik yollar ve sokaklar tamamen arnavut kaldırımlıdır. Anıt eserlerin avluları ve meydanlar da arnavut kaldırımlıdır. Mevcut taş kaplama tarzı rutubeti en aza indiren, sel sularına karşı dayanıklı ve ağaç köklerinin yeterli su almasına uygun yapıdadır.
Safranbolu evinin boyutu ve biçimini belirleyen üç temel unsurdan söz edilebilir: Çok nüfuslu büyük aile yapısı, yağışlı iklim, kültürel ve maddi zenginlik. Bir ailede karı kocanın normal olarak iki ya da üç çocuğu vardır. Erkek evlat evlendirilince ona ayrı bir ev açılmaz, gelin aynı eve getirilir. Amcalar, yengeler, halalar ve torunlarında dahil olduğu aile hep birlikte bir evde yaşarlar. Evin kadınına işlerde yardım etmek amacıyla evlerin çoğunda evlatlık kız bulunur. Evlatlık kız evin kızı gibi görülür.

Kalabalık aile yapısının yanında evlerde harem-selamlık ayrımı vardır. Ailelerin sahip olduğu hayvanlar evin zemin katındaki ahırlarda barındırılır. Yağışlı iklim nedeniyle kapalı alan ihtiyacı da fazladır. İnsan ve hayvan yiyecekleri, yakacak odunlar hepsi evin uygun bölümlerinde muhafaza edilirler. İşte tüm bunların sonucu olarak Safranbolu evleri büyük hacimlidir.
Doğa-insan-ev; sokak-ev, sokak-çarşı ilişkileri son derece düzenli ve dengelidir. Çevreye olduğu kadar komşuya da saygı egemendir. Hiçbir ev diğerinin görünüşünü engellemez. Evlerin yapımında taş, kerpiç ahşap ve alaturka kiremit kullanılmıştır. Bahçeler sokaktan taş duvarlarla ayrılmıştır.

Din ve gelenekler evi dışarıya kapar, bu yüzden ev içi ve bahçeler yüksek duvarlarla ayrılmıştır, pencereler kafeslidir, kadın yabancı erkeğe görünmez. Bazen aynı evin içinde bile, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yaşarlar. Safranbolu´da selamlık ve harem olarak ikiye bölünmüş böyle evler vardır. Hacı Memişler Bağ evinde ve Kaymakamlar Evinde harem ve selamlık girişleri değişik katta iki ayrı sokaktan sağlanmıştır. Aile yaşantısını tedirgin etmeden kolay ulaşılabilen bir odası da selamlık olarak kullanılır. Selamlık odaları biraz daha özenlidir.
Evin girişinde zemin katta “hayat” vardır. Bu bölüm eğer taş kaplıysa “taşlık” adını alır. Burada ışık almayı sağlayan ahşap kafes “gliste” mevcuttur. Zemin katlarda ayrıca ahırlar, büyük kazan ocakları ve ambarlar bulunur.
Üst katlara ahşap ustalığının üstün örneklerini sergileyen merdivenlerle çıkılır. İkinci kat diğer katlara göre daha basıktır. Bu katta gerektiğinde yatak odası olarak da kullanılabilen bir mutfak bulunur. Gündelik yaşam orta katta geçer. Soğuk kış günlerinde bu katın ısıtılması daha kolay olur.

Üçüncü kat evlerde mükemmelliğe varılan noktadır. Bu katta tavanlar daha yüksektir. Odalara sekiz kenarlı bir çokgenden oluşan “sofa”nın daha kısa olan dört çapraz kenarından açılan kapılardan girilir. Odaların giriş kapıları köşelerdedir ve oda ile doğrudan teması kesen özel ahşap paravana düzeni bulunur. Odaların her biri bir çekirdek aileyi ya da bir aile yakının barındırabilecek tüm unsurlara sahip, bağımsız birim olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda her odada ahşap dolapların (yüklük) içerisinde bugünün duş kabinlerini andıran gusülhaneler mevcuttur.
Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzelikten kurtarır. Evlerin pencereleri çok özel biçimde tasarlanmış olup dar ve uzuncadır. Ahşap kanatlı pencerelerde ayrıca “muşabak” denilen kafesler bulunur.

Evlerde ısınma ocaklarla sağlanır. Ocaktan alınan közler mangala konarak taşınır. Katlar arasında zaman zaman tecrit malzemesi kullanılmış olsa da ahşap evlerde ısının muhafazası güçtür. Bu nedenle prensip mekanın değil insanın ısıtılmasıdır. Soba ise son dönemlerde kullanılmıştır.

Aydınlatma aracı gaz yağı lambasıdır. Son zamanlarda “lüks lamba” diye tanımlanan, daha büyük boyutlu ve daha fazla ışık veren lambalar kullanılmıştır.

Evlerin bazılarının içlerinde serinlik vermesi ve yangından korunmak amacıyla yapılmış olan havuzlar bulunmaktadır.
El Sanatları
 Safranbolu’da eskiden ticaret ,el sanatları üretimi ve zanaatlar, “Lonca” sistemi ile yürütülürdü. Yemeniciler Loncası, Tabakhane Loncası, Demirciler Loncası gibi. Semercilik, bakırcılık, kalaycılık, kunduracılık, saraçlık, nalbantlık kaybolmak üzere olan zanaatlardandır. Bugün Safranbolu’nun Çarşı kesiminde lonca geleneğine göre kurulmuş çarşıları, o günlerin havası içinde izlemek hala mümkündür.


|
Tarihi Ve Kültürel Değerlerimiz |
|
 KENT TARİHİ MÜZESİ (ESKİ HÜKÜMET KONAĞI)
Bulunduğu yer, Safranbolu’da Kale olarak bilinmektedir. 1904 yılında Kastamonu Valisi Enis Paşa tarafından yaptırılan, iki katlı görkemli bir taş yapıdır. 1976 yılında yanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca restorasyonu yaptırılan bina “Kent Tarih Müzesi” olarak Safranbolu Kaymakamlığımız tarafından hizmete açılmıştır. |
|
 SAAT KULESİ
Kale üzerinde bulunan saat kulesi, Padişah III. Selim’in Safranbolu’lu Sadrazamı İzzet Mehmet Paşa tarafından 1797 yılında yaptırılmıştır. Kare planlıdır, saat zembereksizdir. Yapı restore edilmiş olup, cuma, cumartesi, pazar günleri geziye açıktır. |
|
 ESKİ CEZAEVİ BİNASI
Kale üzerinde bulunan Eski Cezaevi Binası, Sultan 2. Abdulhamit tarafından 1906 yılında yaptırılmıştır. Restorasyonu tamamlanmak üzere olan bina “Tarihi El Yazması Eserlerin” sergilendiği “Dökümantasyon Merkezi” olarak kullanılacaktır.
|
|
 HIDIRLIK TEPESİ
Türklerin Safranbolu’ya geldikleri vakit konuşlandığı yerdir ve açık “namazgah” şeklindedir. Yağmur duası ile “Hıdırellez” kutlamaları burada yapılır. Üzerinde Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa’nın Türbesi (1845), iki namazgah, Hızır (Hıdır) Paşa’nın mezarı ile Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaver Ataman’ın (1955) anıt mezarı bulunmaktadır. Tepeye iki noktadan giriş ve çıkış vardır. |
|
 CİNCİ HANI VE HAMAMI
Her iki görkemli yapı Padişah I. İbrahim zamanında Kazasker olan Safranbolu’lu Cinci Hoca tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır. Cinci Hanı, 2 katlı 63 odalı olup, Otel, restaurant, cafe ,bar olarak hizmete açıktır. Cinci hamamı(yeni hamam) kadın ve erkeklere ait iki bölümden oluşur. Halen çalışır durumdadır.
|
|
 YEMENİCİLER ARASTASI
Köprülü Mehmet Paşa Camisine bitişik 48 ahşap dükkandan oluşan ve “yemeni” denilen ayakkabının yapıldığı eski Lonca Çarşısıdır. Restore edilen çarşı turistik amaçlı kullanılmaktadır. Çarşıdaki Ahmet Demirezen Yemenicilik Müzesi hafta sonlarında geziye açıktır.
|
|
 DEMİRCİLER ÇARŞISI
İzzet Mehmet Paşa Camisi altından geçen “Akçasu” deresinin iki yakasına kurulan çarşı sıcak ve soğuk demircilik el sanatlarının üretildiği yaşayan tek lonca çarşısıdır. Bakırcı ve kalaycı esnafları da bu çarşı içersinde çalışmaktadır. |
|
 KAZDAĞLIOĞLU CAMİİ
Tarihi çarşının girişinde, çok köşeli ve kiremit örtülü kubbesi ile dikkati çeker. Yapım tarihi 1779’dur. Çevresindeki meydana ismini vermiştir. |
|
 KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA CAMİİ
Köprülü Mehmet Paşa sadrazam olmadan önce bir dönem Safranbolu’da ikamete tabi tutulmuş sonrasında bir cami yaptırmış ve cami 1661 yılında ibadete açılmıştır. Cami Çarşı bölgesinde Çeşme Mahallesindedir. Çarşı içinden büyük kemerli kapıdan avlusuna girilmektedir. Diğer kapısı da Arasta’ya açılmaktadır. Cami tümüyle XVII. yüzyılın özelliklerini taşımaktadır. Avlusunda Şadırvan, Güneş saati ile Kütüphane ve Muvakkithane olarak müştereken yapılmış bina bulunmaktadır. |
|
 GÜNEŞ SAATİ
Avludaki bu saat basit tip yatay güneş saatleri sınıfına girer. Sabah 06:40 ile akşam 17:20 arasındaki zamanı metal plakanın gölgesine göre gösterir. 19.yy ortalarında yapıldığı sanılmaktadır. |
|
 İZZET MEHMET PAŞA CAMİİ
Padişah III.Selim zamanında 1794-1798 yılları arasında sadrazamlığa yükselen Safranbolulu İzzet Mehmet Paşa 1796 yılında Çarşı içinde bu camiyi yaptırmıştır. Cami ve avlusu altından geçen Akçasu deresi üzerine yapılan kemerler üzerine oturmaktadır. Cami İstanbul’daki Nurosmaniye Camiinin küçük bir modeli gibidir. Kütüphane, abdesthane, iki çeşme, ve vakıf dükkanları ile Küçük bir külliyeyi oluşturan eğimli araziye uyumlu bir şekilde yerleşen cami, tamamen kesme taştan yapılmıştır. Kalem işleri, bezemeleri Minber ve mihrabı çok zengin olup, mihrabın üzerinde III.Selim’in tuğrası bulunmaktadır. Ayrıca daha önce Manisa’da bulunan İzzet Mehmet Paşa’nın mezarı 2005 yılı içerisinde kendi memleketi olan ilçemize getirilmiştir. Şuan camii avlusunda görülebilmektedir. |
|
 KAÇAK (LÜTFİYE) CAMİSİ
Çarşının Akçasu Mahallesindedir. Akçasu Deresi üzerinde kemerler kurularak yapılmıştır. 2006 yılında restorasyonu tamamlanmıştır. Caminin yapım yılı 1880’dir. |
|
 ULU CAMİ (AYESTEFENOS KİLİSESİ)
Rumlardan kalan ve 1872 yılında yapılmış eski kilisedir. Çevresindeki Skalion binası (Rum Mektebi-1863) ve Papazın Konağı ile birlikte ilginç bir külliye oluşturur. |
|
 ESKİ BELEDİYE BİNASI
Çarşı’da bulunan bina 1922 yılında Refik Güler Efendi tarafından yaptırılmıştır. |
|
 ESKİ HASTANE
Kastamonu Valisi Abdurrahman Paşa tarafından 1890 yılında yaptırılmış bir taş yapıdır. Şu anda Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi olarak faaliyet göstermektedir. |
|
ESKİ ORTAOKUL
Bağlar-Köyiçi mevkiinde bulunan ve Kız Meslek Lisesi olarak kullanılan bu bina Sultan V. Mehmet tarafından 1915 yılında yaptırılmıştır. |
|
 ESKİ TABAKHANE
Çarşının alt ucunda Akçasu ve Gümüş derelerinin birleştiği alandaki Eski Tabakhane bugün sadece ismiyle mevcuttur. Tabakhane Mescidi ile yıkık durumdaki Tabakhane binası, korunmuş bir iki atölye Tabakhanenin son tanıklarındandır. |
|
 İNCEKAYA SU KEMERİ
Sadrazam İzzet Mehmet Paşa metre uzunluğunda, 6 kemerli görkemli bir yapıdır. Su kaynağından ilçeye su getirilmesine yarayan kemer 110-220 cm genişliğindedir. Altındaki Tokatlı Deresi de kanyon gezisi için ideal bir parkurdur. İlçe merkezine 7,5 km uzaklıktadır. İncekaya Köyü’ndeki su kemeri 116 cm genişliğindedir. Restore edilen İncekaya Su Kemeri’nin alt tarafına çeşitli etkinlikler için sahne ve oturma yerleri yapılmıştır. |
|
 TÜRBELER
Hasan Paşa Türbesi Hacı Emin Efendi Türbesi Şeyh Mustafa Efendi Türbesi |
|
 ÇEŞMELER
Safranbolu’da 100’ün üzerinde çeşme bulunmaktadır.
Bunlardan bazıları :
Kileci Çeşmesi, Hamidiye Çeşmesi, Şükrü Efendi Çeşmesi, Fatma Hanım Çeşmesi
|
SAFRANBOLU'YA KARAYOLU İLE ULAŞIM
|
|
Safranbolu’ya karayolu ile üç ayrı yönden ulaşmak mümkündür. Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak 82 km. sonra Karabük’e, Karabük’ten 8 km sonra da Safranbolu’ya varılır. İlçenin kuzey yönünde bulunan Bartın’a uzaklığı 74 km., doğusunda bulunan Kastamonu’ya uzaklığı 105 km.dir. |
|

|
|
SAFRANBOLU ŞEHİR HARİTASI
|
 |
|
|
http://www.safranbolu.gov.tr dan alınmıştır. |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/4/2007 - TRABZON
TRABZON
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü : 4.685 km²
Nüfus : 795.849 (1990)
İl Trafik No : 61
Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon Kafkasların ve İran transit yolunun başlangıcında yer alır. Karadenize kıyısı olan diğer ülkelerin limanlarıyla bağlantısı bulunmaktadır. Tarihi ve doğa güzellikleri ile dört mevsim gezip görülebilecek turizm şehridir.
İLÇELER
Trabzon ilinin ilçeleri; Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdözü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir ve Yomra'dır.
Akçaabat : Trabzon'un 13 km batısında ve deniz kenarında kurulmuş bir ilçedir. Tabii plajları ile ilin önemli kıyı ilçelerinden birisidir. Mersin Köyü ve Akçakale kamping alanlarının yanı sıra Sera Gölü önemli turistik yerlerden biridir.
Çaykara : Trabzon'un güney doğusunda ve 76 km mesafede bulunan ilçe Uzungöl Turizm Merkezi ile ünlüdür.
Maçka : Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde Trabzon'a 30 km uzaklıkta doğal güzellikleri yanı sıra Altındere Milli Parkı'nın ve Sumela Manastırı'nın bulunduğu turistik bir ilçedir.
Düzköy : Trabzon'a 40 km mesafede bulunan ilçe Çalköy Mağarasıyla turistik bir ilçe konumundadır.
www.sohbetlere.com dan alınmıştır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/4/2007 - ZONGULDAK
ZONGULDAK
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 8.629 Km²
Nüfus: 1.073.560 (1990)
İl Trafik No: 67
Zengin tarihi bir geçmişi olan göz alabildiğince yeşili, bin yıllık mağaraları, doğal ve tarihi güzellikleriyle Zonguldak görülmeye değer bir ildir.
İLÇELER:
Zonguldak ilinin ilçeleri; Alaplı, Çaycuma, Devrek, Ereğli ve Gökçebey' dir.
Ereğli:
Yüzölçümü: 782 kilometrekare Şehir Nüfusu: 80.200 Toplam Nüfusu: 154.000 Ereğli’ye Bağlı Belde Sayısı: 6 (Armutçuk, Gülüç, Güneşli, Ormanlı,Gökçeler, Öğberler) Ereğli’ye Bağlı Köy Sayısı: 97 Şehir Merkezi Mahalle Sayısı: 17 Okuma Yazma Oranı: %98 Şehirleşme Oranı: %53.73
TARİHÇE
Kdz. Ereğli, tarihsel kökleri M.Ö. 2000’li yıllara uzanan çok eski bir kenttir. Bir uygarlık beşiğidir. Elimizdeki tarihsel veriler, ilçemizin İon’lardan Türk egemenliğine kadar çok sayıda Anadolu Uygarlığını barındırdığını, bu şekilde bir uygarlıklar mozaiği oluşturduğunu gösteriyor.Biliniyor ki; Ereğli bu özelliğini veya şansını Batı Karadeniz’deki belli-başlı iki doğal limandan birisine sahip olmasına borculudur. Ancak tarihsel veriler kıyı ticaretinin Ereğli’yi, hakkettiği gelişmişlik düzeyine ulaştırmakta yersiz kaldığını gösteriyor. Bunun nedeni, Ereğli’yi bir liman kenti olarak üretken iç kesimlere bağlayan karayollarının olmamasıdır. Ereğli kısaca bir hinterlanda sahip olamamıştır. 1334 (1918) tarihli Müstakil Bolu Sancağı Salname-i Resmiyesi'nde de bu gerçek vurgulanmakta; Ereğli’nin önemli çapta bir ticari hareketliliğine kavuşamaması, iç kesimlerle irtibatının olmayışına bağlanmaktadır.Ereğli’yi geliştiren, 1848 yılında işletmeye açılan Taşkömürü madeni ile 1965 yılında işletmeye alınan Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (Erdemir) olmuştur.1848 yılında sınai kentleşme sürecine giren ilçemiz, coğrafi yapısının da elverişli olması nedeniyle, gederek Batı Karadeniz’in ağır sanayi merkezlerinden birisi haline gelmiştir. Ereğli son yıllarda güçlü ekonomik yapısını ve gelişmiş sosyo-kültürel yaşamının doğal bir sonucu olarak uluslar arası barış ödüllerinden, ulusal cevre ödüllerine uzanan kentsel ve kültürel başarılara da sahne olmuş, Yunanistan’dan Almanya’ya kadar geniş bir atlas içerisinde; Barış, dostluk be sevgi köprüleri kurmuştur.
BUGÜN
Karadeniz Ereğli, Türkiye’nin kuzeyinde, Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Zonguldak il sınırları içerisinde; 41 derece 17 dakika kuzey, 31 derece 24 dakika güney enlem ve boylamları arasında yer almaktadır. Yüzölçümünün Yüzde 56’sını ormanlar oluşturur. İlçede 15 ağır sanayi kuruluşu, 81 orta ölçekli işletme faaliyet gösterir. Şehirde Ticaret Odasına kayıtlı 45 anonim , 235 limited şirket, 104 kooperatif ve Ticaret Odasına kayıtlı 1.726 kuruluş bulunmaktadır. Şehirde 4 modern hastane, 100’ü aşkın doktor vardır. Karadeniz Ereğli Müzesi’nde 3.000’i aşkın arkeolojik eser sergilenmektedir. Karadeniz Ereğli, sınırları boyunca 80 km.’lik kıyı şeridine sahiptir. Yükleme ve boşaltma imkanlı limanları ve balıkçı barınakları ile uluslararası değerlere sahip tersaneleri bulunmaktadır.
Karadeniz Ereğli’ye bağlı Armutçuk Beldesi’nde, TTK’ye bağlı Armutçuk Müessesesi bünyesinde Taşkömürü ocakları, Karadeniz Ereğli kent merkezinde Ereğli Demir Çelik Fabrikaları (ERDEMİR) bulunmaktadır. Karadeniz Ereğli’nin kıyıları boyunca, bir çok doğal plajın yanı sıra; Karadeniz Ereğli Belediyesi, Erdemir Fabrikaları ve Karadeniz Bölge Komutanlığı’na ait kamp ve plaj tesisleri bulunmaktadır. Karadeniz Ereğli, sanayi ve doğanın içiçe bir bütünlük içerisinde yaşandığı, Türkiye’nin ender bölgelerinden birisidir. Kent merkezinin nüfusu 80.200 olmasına rağmen; sosyal alanlar, çevre düzenlemeleri ve ticari hareketliliğinden dolayı Zonguldak ve çevresinin çekim merkezi konumundadır. Bu nedenle Karadeniz Ereğli’nin nüfusu gündüz saatlerinde 100.000’i aşmaktadır. Karadeniz Ereğli’de; Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilköğretim ve liseler ile özel okullarda 35 bin öğrenci öğrenim görmektedir. Ayrıca Karaelmas Üniversitesi’ne bağlı Karadeniz Ereğli Eğitim Fakültesi’nde 2000’e yakın üniversite öğrencisi eğitim görmektedir. Karadeniz Ereğli’de her yıl Haziran ayının ikinci haftası başlamak üzere Uluslararası Osmanlı Çileği Kültür Festivali düzenlenmektedir. Ulaşım, büyük ölçüde karayoluyla sağlanmaktadır. Ayrıca yatçılar için uğrak limanlarından birisidir. 1998 yılında hizmete açılan Gümrük Yolcu Kapısı ile yurtdışı ticaret ve turizm olanakları gelişmektedir. Her türlü doğal güzelliğin bir arada bulunduğu Karadeniz Ereğli; Ankara’ya 300 km. İstanbul’a 280 km. uzaklıktadır.
/www.sohbetlere.com/gezi
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/4/2007 - MUĞLA
MUĞLA
GENEL BİLGİLER
Yüzölçümü: 13.338 km.²
Nüfus: 562.809 (1990)
İl Trafik No: 48
Ege Bölgesinin güneyinde yer alan Muğla, Asar (Hisar) dağı eteklerinde ovaya doğru yayılmış, kendine has mimarisi, daracık sokakları ve herbiri turizm merkezi ilçeleri ile tam bir turizm cennetidir.
İlçeler:
Muğla (merkez), Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Kavaklıdere, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca, Ula, Yatağan.
Kavaklıdere : Denizden 850 m. yükseklikte kurulması nedeniyle güzel bir yayla konumundaki Kavaklıdere, yemyeşil bitki örtüsü doğal su kaynakları ve bakır manzarasıyla yayla turizmi için ideal bir yerdir. Aydın-Muğla karayolundan yatağan yakınlarındaki Kavaklıdere'ye sapıldığında, Derebağ köyündeki Karia ve Roma dönemlerine ait anfi tiyatro, heykeller ve lamitlerin bulunduğu Hyllarima antik kentini ve Sarıyayla köyündeki tiyatro, sunaklar ve mezarların bulunduğu Kys antik yerlerini gezilebilir.
Datça: M.Ö.VII.Y.Y.’da Ege adalarından gelerek Ionya’nın güney kıyılarına yerleşen Dor’lar tarafından kurulmuştur. Datça ve çevresi çok eski bir tarihe ve medeniyete sahiptir. Ünlü heykeltraş Prokstel burada yaşamıştır. Şehirde Apollon ve Venüs adına yapılmış çeşitli mabetler, büyük tiyatro, Oyun ve toplantı yerleri bulunmaktadır. Zamanın en ünlü tıp merkezi Datça’dadır. çevreye göre rutubet oranı az, nefis havası ve şifalı suları ile Datça, yaşanılmaya değer bir yerdir.
Yatağan : Muğla-Aydın karayolunun 26 km. sinde yer alan Yatağan; Stratonikeia, Laotna ve Panarama antik kalıntıları ile tanınır. Kentte, Athena Heykeli ve bir yönetim binası bulunmaktadır. Turgutlu Kasabası yakınlarındaki Lagina'da, Hereta adlı üç başlı savaş tanrıçası adına yapılan Heykel Makedi, Bağyaka köyündeki surlarla çevrili bir tepe üzerinde kurulmuş antik kalıntılar bulunmaktadır.
Ula : Gökova Körfezini oluşturan iki yarımadanın birleşme noktasına kurulan ilçenin Muğla'ya uzaklığı 14 km dir. Ege Deniziyle birleştiği noktada yer alan Gökova Körfezi ve bu körfezdeki Sedir (Klopatra) Adası, Ula'nın önemli turizm merkezleridir. Sedir Adası'nda Apollon tapınağı, opera ve tiyatroyu gezdikten sonra Kleopatra'nın denize girdiği incecik kumlu plajında yüzmek önerilir. Gelibolu, Çınar Köyü, Turnalı ve Akbük, Akyaka diğer önemli koylardır. Ahşap malzemelerinin ağırlıkla kullanıldığı özgün Ula evlerini incelemek ayrı bir heyecan kaynağıdır.
Ortaca : Köyceğiz Gölünü Akdeniz'e bağlayan Dalyan kanalından İztuzu kumsalına doğru yol alırken, 5000 yıldır canlılığını koruyan kaya mezarları ile karşılar. Tepeleri çam ormanları kaplı, nesli tükenmekte olan Caretta Caretta kaplumbağalarının yaşam alanı olan İztuzu kumsalları önemli çekim değerleridir. İlçenin diğer sahili, antik kent kalıntılarının bulunduğu , ince kumu temiz denizi ve doğal güzelliğiyle Sarı Germedir.
Dalaman : Zengin ormanları kuş cenneti, av ve yayla turizminin gelişmişliği ve dağ köylerinin güzelliği ile dikkat çeker. Çöğmen ve Kayacık köylerindeki Hippokone ve Oktapolis; Kapıdağ yarımadasındaki Cyra, Lissia, Lydai kalıntıları görülecek yerlerdir. Yassıcalar, Zeytinli, Zeysare, Domuz ve Göcek adalarını gezmek , Dalaman Çayı üzerinde dinlenmek dağ köylerini ziyaret etmek önerilir. Sersala, Boynuzbükü, Bünyüş, Kurşunlu, Göbün, Sıralıbük ve Taşkaya Koyları "Mavi yolculuk" un uğrak yerleridir.
www.sohbetlere.com dan alınmıştır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Hayatın içinden Biri...Tüm zorukların sadece sevgi ile aşılabildiğine inanan ve bunu yaşayan biri..
Kategoriler
|